10 Kasım 2009

şiftim nerdeeeee???
beyazı burda siyahı nerdeeeee??
şiftim gitttttiiiii???
aaa şift değil fnymiş!!

09 Kasım 2009

çocuk pornosu değil de nedir amerikada yapılan bu rezillik. zaten temelden iğrenç bi şey güzellik yarışması, hayır yetmiyo bi de yedi yaş klasmanında yapıyosun yuhhh!

kör olmadan bakmak mümkünse tık.

tam bir fıkranın ortasındaydım bu akşam ve deli gibi eğlendim. ortamda bir sürü alman, bir yunan, bir yarı amerikalı yarı türk, birkaç türk.. çok acayip insanlar tandım hepsi de çok tatlıydı, vay anasını resmen sosyaldim bu akşam. ama en güzeli de alman votkasıydı, naneli falan ilginç bi şeydi. aaa dur dur rakı da iyiydi bak, yemekler de güzeldi, sohbet de iyiydi.. güzel geceymiş be.

08 Kasım 2009

-napıyosun mehtap
-napıyorum mehtap
-oyalanıyosun
-oyalanıyorum gene evet
-oyalanma hadi
-oyalanmıyım hadi
-ne hadi
-yemek yiyim
-yemek ye
-oyalanmadan yiyim
-oyalanmadan ye
-yarın yazsam
-yarın yazma, bugün yaz
-tamam
-hadiii
-yemek yiyim geliyim
-aynı nakarat, hep aynı..

berlin duvarının yıkılmasının üzerinden tam 20 yıl geçmiş.. yıkımın 20.yıldönümünde mtv avrupa müzik ödülleri özellikle orda yapıldı, yıkımı kutsamak için. bunlar ilginç şeyler.

07 Kasım 2009

işim gücüm izlemek. oturduğum yerden, öylece bakmak. insanları izleyenleri izlemekse en zevklisi. bilinçaltıüstüdışıiçi garip bi durum. bakmak. durmadan, dinlenmeden, dineleyerek, anlamadan, anlayarak. parmağın gösterdiğine değil, parmağa bakmak. parmağın izinin izinin izine bakmak. dünyayı o izde görmek. kör olmak. sağır olmak. hissiz olmak.

04 Kasım 2009

biri karşıma gelip dese ki siktir lan hayatımdan yettin haa, eyvallah der giderim. ama türlü yollardan sinsilikle ve salak yerine koymayla olursa bu işler işte o zaman son sözü ben çekinmeden söylerim.

*bu akşamla ilgisi yok lan.

hayatımdaki macera yoksunluğundan dem vururken, bu eksikliğin nerden kaynaklandığını keşfetmem zor olmadı. evet, sonuçları açıklarken yüksünmeden söylüyorum ki benim tam bir gerizekalı olmam sebeplerin en birincisi, hatta şampiyonu madalya verilmesi zaruri olandır. neyse diğer sebepleri açıklamaya hiç halim yok şimdi işim var gücüm var. ama şunu söylemeliyim ki macera yok demek gerekiyomuş demek , zira sevgili gamzeciğimin canımız ciğerimiz myspace sayesinde kazandığı brazzaville biletlerini benimle paylaşması ve yarın gece bu konsere gitmek maceradır benim için. bu kadar da sıkıcı bi hayatı olan sıkıcı ötesi bi insanım. valla nazire olsun falan diye söylediğimi sanabileceklere peşinen söylüyorum. sıkıcılık konusunda çok ciddiyim.

03 Kasım 2009

kurabiye canavarı



Canavarların en ağzının tadını bileni sizsiniz. Sevdiğiniz bir şey görüp de onu bir de elinize geçirdiğinizde hiç kimse tutamıyor sizi. Köküne, dibine kadar mideye indiriveriyorsunuz. O lezzet tükenince bir miktar gövdeye fazla kalori gitmesinden, bir miktar artık yiyecek bir şey kalmamasından pişmanlık duysanız da değişmiyor davranışınız. Susam Sokağı’nın bu şirin canavarı bildiğiniz üzere bir küfede yaşar. Küçücük alanına yerleştirdiği bedeninde dünyanın bütün kurabiyelerini sığdıracak yer bulur hiç üşenmeden. Siz de mekânla, konforla çok uğraşmıyorsunuz. Ağzımın tadı olsun, gerisi boş diyorsunuz…





nihayetinde msntest bile anladı benim bi yemek bağımlısı olduğumu. peki teşhis burda da tedavi nerde? beni ne alıkoyabilir ki şu yemek illetinden!!

illet dediğime falan bakma sevgili midem ve canım yemeklerim.. kendimden vazgeçerim sizden vazgeçemem lezzet duraklarım, nitekim kendimden de vazgeçiyorum haaa en azından midemden. canım midem, çilkeş midem, cefakar, vefakar midem.. gastritli, ülsere meyyal midem beni sakın bırakma tamam mı? arada yokluyosun tamam ama daha ileri gitmeyelim, anlaştık sanırım.

of şimdi fındık yiyim, aslı gelince de zaten beklenen pringlesı da yicez, ohoooo..

merhaba ben mehtap
iflah olmaz bir yemek bağımlısıyım.

01 Kasım 2009

" anlamak, sevmenin başlangıcıdır."

spinoza

"diyelim ki dalgalarla karşılaşmalarımız kontrolümüz dışında, yüzme bilmiyoruz ve bir dalga geliyor bizi yükseltiyor, bize neşe veriyor ve başka bir dalga geliyor ve bizi batırıyor, bizi kederlendiriyor. burada dalgaları ve denizi anladığımız söylenemez. denizin kontrolü altındayız ve o bizi ruhsal durumumuzun iki ucu arasında savuruyor, kah neşelendiriyor kah kederlendiriyor. oysa ki denizle ve dalgalarla iletişime geçtiğimiz an, yani onları anlamaya başladığımız an artık sadece neşe var; çünkü bizi batırmaya gelen bir dalgayı karşılayabiliyoruz ve yüzebiliyoruz, denizle iletişim halindeyiz, onu anlıyoruz ve dolayısıyla onu anlamayan bir insana göre onu çokça seviyoruz. "
deleuze

mikalanjelo, kürdili hicazkar, muhayyel kürdi, thomas, scottish, norwegian, pöfff, madalya, denizaltı, makine, insan, klon, gemi, okyanus, su, kızamık, kabakulak, postit, kamara, kamera, arama

31 Ekim 2009

o kadar karanlık ve çirkin şeyler yazıcam ki, bu yüzden yazmak istemiyorum.

the machine

THE MACHINE from Bent Image Lab on Vimeo.

Fallen Art from 2baret on Vimeo.

*****